3 Eylül 2013 Salı

Saçmasapan şeyler oluyor. Kendimi ikilem içerisinde buluyorum. Bu resmen adım adım bir girdaba doğru sürüklenmek gibi. Aksi yöne doğru gitmeye çalışıyorum, görüyorum ama içine çekildiğimi.

Ben kolay soğurum insanlardan tıpkı kolay ısındığım gibi. Fakat bu sefer soğumak bilmiyor içim. O kadar kısa sürede balıklama bir şekilde daldı ki hayatıma (veya artık her ne çıkardıysa onu karşıma), engelleyemiyorum. Ve bu hiç hoşuma gitmiyor.

Kontrol manyaklığının yan etkisi olması gerek bu huzursuzluk. Sonunun kötü olacağını, yine kalbimin kırılacağını ve bu yüzden bazı şeyleri kaybedeceğimi görebiliyorum, ama elimde değil.

Kızgınım çünkü. Hükmen yenik düştüğüm için kızgınım. Yine ilgi alanına bile girmediğim birine bunları hissettiğim için kızgınım. Onun istediği şeyler farklı. Oyun oynamak, biraz flört etmek, biraz eğlenmek. Üzerimdeki etkisinin farkında.

O adama karşı öfke duyuyorum. Göz koyduğuma adım attığı için. Onun attığı adım, daha kabul edilebilir olduğu için. Penisi olduğu için. En azından bir şansı olduğu için. Halbuki o benim arkadaşım. Sigaramız bittiğinde sigaramızı paylaştığımız gibi, şimdi de aynı kadını paylaşıyoruz. Benim de ona ilgi duyduğumdan her ne kadar bihaber olsa bile.

İçim parçalanıyor onu her yanında gördüğümde, her konuşması batıyor, her hareketi aşırı abartı geliyor. Bariz asılıyor. Göz dikiyor. Benim olana.

Hatun kişisi de gayet rahat, o adamı cesaretlendirmediği gibi cesaretini kıracak da birşey yapmıyor. Benimle olduğu gibi. Benim de cesaretimi kırmıyor, aksine öyle bir konuşuyor ki cesaretlendiriyor (bkz. pratik Türkçe konuşma kılavuzu). Meydan okuyor sanki ilk adımı atmam için. İlgiden memnun. Onun cesaretini kırmıyor ama bana daha çok karşılık veriyor. Bana en azından dokunuyor. Bana daha çok gülümsüyor, ona yapmıyor ama bana sarılıyor, kucağımda uyuyor saatlerce ve ben iç geçiriyorum onu her gördüğümde güzelliğine.

Farkediyor bunu.

Pislikçe sırıtıp, önümden geçerken bir anlığına bana bakıp, gözlerini hemen sonra yere dikip dudaklarını ıslatıyor ve saçlarını kulağının arkasına koyuyor utangaçça.

Bana çok karışık sinyaller veriyor.

Ama asıl önemli olan içimdeki bu kızgınlığı nasıl dizginleyebilirim. Çünkü tahmin edebiliyorum, oyun onun için herşey. Ve benim bir şansım yok aslında. Kendimi o kadar değersiz buluyorum. Layık değilim. Ben değilsem, o herif hele hiç layık değil. Arkadaşımdan o herif diye bahsediyorum artık.

Buna bir son vermem lazım. 

Yardım.

Hiç yorum yok: