- Gel.
+ Pardon? Anlayamadım?
- Buraya gel.
+ Gel ne ya. Köpek mi çağırıyosun? Sana böyle mi öğrettiler o kadar sene training'de Türkçe konuşmayı?
- (burnundan soluyarak) Gel, lutfen?
+ (gülüyor) Olmadı yine.
- Geliyor musun lutfen?
+ (kahkahalar) Peki, peki (yanına oturur). Doğrusu 'Gelir misin lütfen?' olucaktı bu arada.
- Haaaa, gelir misin lutfen.
+ E geldim ya.
- Doğru. Ben sadece tekrar ettim.
+ He peki.
- Ben... Birşey soylemek istiyorum. Seninle konuşmak.
+ Tamam konuşalım. Türkçe mi konuşmak istiyosun?
- Türkçe istiyorum.
+ İngilizce daha kolay olmaz mı?
- Türkçe istiyorum, bana pratik lazım.
+ Ne hakkında konuşmak istiyosun peki?
- NeHangiBirşey.
+ Herhangi bişi.
- Herhangi birşey.
(Sessizlik)
- Bana çok zor oluyorsun bazen.
+ Ne açıdan?
- Zor oluyorsun bana. Sonra dalga-- dalga yapiyorsun, dalgaaaaaa--geçiyorsun! Evet! Dalga geçiyorsun sen veee... eeeee, tough konuşuyorsun.
+ Hızlı mı konuşuyorum?
- Evet, bazen. Evet.
+ Konuşmiym mi? Sen benimle İngilizce konuşurken ben sana diyo muyum yavaş konuş anlamıyorum diye?
- Hayır ama... Sen konuşuyorsun İngilizce ben çok az Türkçe biliyorum.
+ (gülerek) Sen benden daha iyi Türkçe biliyosun ya.
- (gülüyor) Doğru. Ama zor diyorumken onu demek istemedim yani yavaş anlamında değil. No, hızlı--hızlı konuşuyorsundan değil.
+ Hızlılıkla alakası yok yani?
- Yok. Bu, eeeee-- you're being hard on me sometimes gibi. Ona benziyor.
+ Ben mi?
- Evet. Sen çok... Kritiksin. Kritik ediyorsun. Kritik... No that's not the word...
+ Eleştirel miyim? Seni eleştiriyo muyum?
- Evet evet! Eleştiriyorsun. Sonraaaaaa, dalga yapiyor--yok, dalga geçiyorsun.
+ Farkında değilim, gerçekten özür dilerim. Üzülüyo musun ben öyle yaptığımda?
- Aslında hayır. Rahatsız olmuyoorum.
+ Ben olsam olurdum. Sürekli biri beni eleştirse falan. Neden olmuyosun?
- Çünküü, ben biliyorum sen kötü için yapmıyorsun. Aslında beni seviyorsun.
+ (alay ederek) Hah!
- Ne oldu?
+ Maşallah ya, ne kadar kendinden eminsin. Seviyorum ben seni öyle mi?
- (suratı asılır) Sevmiyorsun?
+ ....
- Beni mi sevmiyor musun?
+ Beni sevmiyor musun.
- Beni sevmiyor musun?
+ Of. Bak yani şimdi bununla alakası yok, ben herkese karşı böyleyim, sevdiğim insanla uğraşırım.
- Uğraşmak?
+ Anlamadın di mi.
- Yok. Hayır ben anlamadım.
+ Yani diyorum ki, evet, sen haklısın
- Beni seviyorsun.
+ Bi tek bunu anladın di mi söylediklerimden
(Kafa sallar)
+ Yaaani, seviyorum diyebiliriz.
- (Sırıtarak) Biz öyle diyelim. Olur mu?
+ (Gülerek) İyi madem. Olur.
- Ne seviyorsun? Benim.
+ Ne?
- Bana sen ne seviyorsun? No, no. Benim sen ne seviyorsun.
+ Senin neyini mi seviyorum?
- Evet evet! Neyi seviyorsun?
+ Hmm... Düşünmem lazım böyle sorunca sen aklıma birşey gelmiyo ki şimdi.
- (Dudağını sarkıtır) Ya uf ya.
+ Bak sana 'ya uf ya' demeyi öğrettim diye ve sen söyleyince bunu şirin buluyorum diye herşeyde silah olarak kullanmaya başladın, farketmedim sanma.
-Ben anlamadım. Daha yavaş lütfen.
+ Aslında bal gibi anladın da, anlamamazlığa yatıyosun.
- Yatiyorsun?
+ Oooy oy. Yok bişey yok. Hmm... dur düşüniym neyini seviyorum...
- Olur.
+ Gözlerin mesela. Rengi çok güzel. Turkuaz.
- Benim gözlerim turkuaz. Yani, Türk mavisi (sırıtır). Gözlerim Türk mavisi.
+ Evet, çok güzel. Çok anlamlı.
- (Sadece gülümseyerek bakar bir süre)
+ Neyse. Eee sen söyle, sen benim neyimi seviyosun?
- Beni kıskanıyorsun. Bunu seviyorum.
+ Ben mi kıskanıyorum?? Neyini kıskanıyorum ya ne zaman kıskandım?
- Blabla geliyor office'e, benim yanıma geliyor. Benimle konuşuyor. Sen hep ona bakıyorsun. O gidene kadar ona bakıyorsun. Sen onu sevmiyorsun (gülerek). Doğru?
+ ...Yani, evet sevmiyorum o herifi.
- Neyden?
+ Sevmiyorum işte.
- Neyden?
+ Neyden değil o neden.
- Neden?
+ Yaaa bi sebep söylemek zorunda mıyım alalaaaa
- Alalaaaa! Neden!
+ Hahahahahah, alala mı? Hahahhahaaa
- Yanlış mı söyledim?
+ Hayır ama sen alala diyince komik geldi ondan.
- (ciddileşerek) Kıskanıyorsun.
+ Belki biraz.
- Çok.
+ Tamam çok.
- (gülerek) Ben biliyorum.
+ Her boku biliyosun zaten.
- (Kahkaha atar)
+ Ee sen başka neyi seviyosun?
- Ben senin-- yok. eee..We were in the van, when I was sleeping on your lap, sen benim..-- benim saçımı dokundun.
+ Saçını okşadım sen uyurken.
- Okşamak ne demek?
+ Like, I stroked your hair. Saçını okşadım.
- Mmm... Evet. Saçımı okşadın.
+ Ben seni uyuyosun sandım.
- Uyumadım ben (sırıtıyor)
+ Çok fenasın.
- (dudağını sarkıtır) Fena? Değilim ya uf ya...
+ (Gülerek) Şapşal.
Hayatım roman olsa
7 yıl önce

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder