21 Ağustos 2011 Pazar

trajikomik yazı. çok uzun.

Hatırladığım tek şey, sadece telefonda Semoke'nin "Lütfen bize yardım et! Birşeyler yap!" diye bağırmasıydı.

Elim ayağım birbirine dolandı bir anda. Sıkışmışlardı ve çıkarmam gerekiyordu onları ancak beynim durmuştu ve ne yapmam gerektiği aklıma gelmiyordu. Oksijenleri azalıyordu.


Başa dönmek gerekirse, iki hafta önce taşındık biz.

Mütz iş değiştirince, biraz daha merkeze gidelim diye ev bakmaya başladık. Zaten oturduğumuz ev biraz kötüydü, duvarında kocaman çatlak ve tavanda da rutubet falan vardı. Çıkmayı düşünüyoduk.

Bir perşembe günü, ilan gördük, cumartesi görmeye gittik, eve bayıldık ve anında tuttuk.

Mecidiyeköy'de, dubleks, kırmızı merdivenleri olan, teraslı şirin bi evdi.

Ev sahibimize evden çıkacağımızı bildirdik. Cumartesi günü temizlik yapmak için yeni eve geldik ancak emlakçı çok büyük bir zeka örneği göstererek anahtarı evin kapısının önüne bırakmıştı. Dış kapıyı açmamızın bir imkanı yoktu.

Evi tutmaya karar verdiğimizde karşı komşumuzla tanışmıştık, kuaförmüş çocuk. Sevgilisiyle birlikte yaşıyormuş, merhabalaşmıştık.

En azından o gün selamlaştığımızdan cesaret alarak kapıyı açmaları için onların zilini çaldık, kapı açıldı ve yukarı çıktık.

Yukarı çıktığımızda karşımızda bi kadın duruyodu. Yeni uyanmış, kızgın. Hım..

-Kapıyı siz mi çaldınız?
- Evet, kusura bakmayın, anahtarı buraya bırakmış emlakçı, kapıyı açamadık, uyandırdık sizi de özür dileriz.

Çat diye kapıyı suratımıza kapattı.

Mütz'e dönüp "Manyak bu." dedim. Bana gülümseyerek "Cumartesi sabah saat 10'da aynı şekilde biri kapını çalsa aynı tepkiyi verirdin hayatım" dedi. "Hayır hiç de bile. Asla böyle bişey yapmazdım." dedim.

Neyse, temizliğe başladık, odaların kapısı problemliydi. Önceden yine iki sevgili yaşıyormuş bu evde ama çok fazla kavga ediyorlarmış, kapılarda yumruk izleri vardı. Yani ortaları delikti. Napsak falan derken yuvarlak aynalarla süslemeyi düşündük kapıyı. Kapatabilirdik böylece delikleri.

Ben daha sonra evden çıkıp nalbura indim geri geldiğimdeyse Mütz yanıma yaklaştı. "Karşıdaki kız var ya, sen gittikten sonra geldi, 'kusura bakmayın ben sabahları böyle oluyorum annemi babamı bile tanımıyorum, kabalık ettiysem özür dilerim. Bir ihtiyacınız varsa lütfen söyleyin' dedi, biliyor musun?"

Homurdandım "Ben hala kıl oluyorum" dedim.

Ertesi gün taşınmak için nakliyeciler geldi, önce herşey güzeldi, adamların becerisini ağzım açık izledim, süperler resmen. Sonrasında yeni eve geldik.

Önce buzdolabını taşırken apartmanın içindeki fotoselli tavan lambasına çarptılar ve kırdılar. O sırada kuaför çocuk kapısını açtı ve "Arkadaşlara söyleyin biraz sessiz olsunlar. Bugün pazar. Kızarkadaşım zaten sizin yüzünüzden dün de uyuyamadı. Böyle şey olur mu!" dedi ve ben öfkeden köpürüp bir iki laf edebilmek için beynime kan gitmesini beklerken kapıyı çarparak kapattı.

Bu lafı söyleyeli daha 1-2 dakika olmamıştı ki, apartmanın için kocaman bir gürültü koptu.

Aşağı indiğimde, nakliyecileri asansörün kapısının önünde bağırıp çağırırken buldum. Nakliyecilerden bir tanesi Mütz'ün komidiniyle birlikte asansörde kalmıştı. Kapıyı açamıyorlardı. Bu sırada karşıdaki kuaför çocuk ve sevgilisi (kod adları Dick ve Bitch olsun) de aşağı indi, "açılmaz bu kapı, anahtar yok bizde de, apartman yöneticisini arayın dicem ama (apartman yöneticisi aynı zamanda emlakçı, apartmanda oturmuyor ama kimse ilgilenmediği için onu yönetici yapmışlar) pazarları telefonu kapalıdır" dedi ve sanki çok güzel bir olay olmuş gibi mutlu bir biçimde gülmeye başladı. Kız arkadaşı da kikirdiyordu, apartmandan çıkıp arabalarına binip gittiler.

Benimse iyice sinirlerim bozuldu. Nakliyeciler arkadaşlarını çıkarmak için bilimum tornavida ve çekiçle kapıyı açmaya çalıştılar ama nafile. Sadece asansörün camını çıkardılar ki içerideki çocuk nefes alsın en azından.

Pilim bitmiş, süngüm düşmüş, ne yapacağımı bilmez bir halde, eve taşınmış kolilerden birinin üstüne oturdum ve sigara yaktım. Telefonum çaldı. Annem arıyor.

Durumu anlattığımda annem itfaiyeyi çağırmayı önerdi önce gerçekten çok saçma geldi. Annem "ayol ağaçlardan kedi bile kurtarıyorlar niye kurtarmasınlar" dedi "Bu ne anne ya amerikan filminde miyiz" diye karşı çıktım ama 2,5 saattir adam içerideydi, eşyaların yarısı taşınmıştı ve artık o adamlardan kurtulup sadece biraz nefes almak istiyordum. Çaresizce kabul ettim. Denemekte fayda var.

5 dakika içerisinde sirenler çalarak KOCAMAN bir itfaiye kamyonu sokağa girdi.

Hah dedim sıçtık. Ulan daha ilk günden vukuat, rezil olduk herkese.

Ben bunları düşünürken yakışıklı bir adam kamyondan indi, bizi siz mi çağırdınız diye sordu. Kafa salladım. Düşünebildiğim şey, ulan harbiden amerikan filmlerindeki gibi. Hani yakışıklı olur ya iftaiyeciler. Vay anasını arkadaş. Şişli itfaiyesine bak.

Asansör anahtarıyla çıkarttılar adamı. Teşekkür ettim, "Ne demek efendim, görevimiz" dedi, gülümsedi itfaiyeci ve kamyonun arkasına tutunup öndekilere işaret verdi, gittiler.

Herşey en sonunda bittiğinde artık ben de bitmiştim. Asansör bu arada, halatlardan bir tanesi kopmuş, ve asansör yarım kat aşağı düşmüş. Parası bizden çıkacaktı elbette.

Pazartesi işe gittiğimde, Semoke "Nasıl, taşındınız mı?" diye sorduğunda olanları anlattım, itfaiyecisine, hatta Dick ve Bitch'e kadar. Epey bi geyiğini falan yaptık güldük falan.

Apartmanda birileriyle karşılaşmamaya çalışıyordum. Neticede daha ilk günümüzde vukuat olmuştu. Dick ve Bitch'e gelince, onları uzunca bir süre görmedim ancak gün geçtikçe gerilim yükseldi. En son, Mütz'le yatakta uyumaya çalışırken konuşuyorduk. Yüksek sesle konuşmuş olmalıyız ki duvara vurdular. İyice sinirlendim onlara.

Sonrasında geçtiğimiz çarşamba günü, akşamın 10'unda biri kapıyı çaldı. Diyafondan ses vermediği için terasa çıkıp aşağı baktım, bir adam.

- Pardon ablacım yan tarafta kim oturuyor?

La havle.

- Napıcan kardeşim? Ne diye zilimi çaldın sen onu söyle önce. (4.kattan aşağı bağırıyorum bu arada)
- Ablacım evde mi yandakiler?
- Ne istiyosun? Yandakilerle işin varsa benim kapımı ne çalıyosun?
- Abla kim oturuyor orada?

Bi saniye anlamında işaret ettim. Dedim herhalde, arabasını falan çıkaramadı, bu gerizekalılar sağına soluna parkettiler o yüzden. Kapıyı açıp karşı daireye gittim. Kapıyı çaldım.

-Evet? (Dick her zamanki gibi yarı çıplak, memeleri bıngıl bıngıl, görgüsüz ayı haliyle duruyor)
- Aşağıda biri sana bağırıyor ve benim kapımı çalıyor bu saatte. Bi bak istersen. Bu saatte rahatsız ediyor insanları.

dedim ve arkamı dönüp evime girip kapıyı çarptım.

Dick cama çıktı.

- Hayırdır bilader?
- Senin köpeen oraya dışkısını yapıyor, sen de poşete koyup camdan atıyorsun utanmıyor musun?
(Dick ve Bitch'in inanılmaz tatlı ve o ikisine rağmen nasıl normal kalmayı başardığına şaşırdığım bir Golden'ları var.)
- Benim köpeğim eve sıçmaz kardeşim, parka çıkarıyorum ben onu her akşam parka sıçıyor.
- Bu bok ne boku peki? İki gündür burda sokakta?
- Alalaaaa ben mi attım kardeşim?
- Ya kim attı?
- Kim attıysa attı ben mi attım? Hayret bişey alalaaa gördün mü benim attığımı?
- Aşağı insene bi sen
- Gelmiyorum napacan?
- İn in!
- Hasta mısın bilader git başımdan gece gece, gelmiyorum lan!
- Polis çağırırım o zaman!
- Çağır amına koyim, atsam attım derim özürümü dilerim, atmadım diyorum, poşetin içindekinin köpek boku olduğunu nerden biliyosun?
- Ya ne boku?
- DNA analizi mi yaptın boka, yürü git ulan rahatsız etme daha fazla be!
- Çağırıyorum ulan polisi, görürsün sen sokağa it boku atmak ne demekmiş

Bu sırada ben terastayım ve keyiften bildiğiniz dört köşeyim. Ağzım kulaklarımda, inanılmaz mutluyum huzurları kaçtı ya pisliklerin.

Sandalye çektim, elimde sigara olanı biteni izleyip gülüyorum. Bitch ile gözgöze geliyoruz. Yapmacık bir kahkaha atarak içeri giriyorum, içimin yağları bildiğin eriyor.

Bir içeri bir dışarı gidip, arada Mütz'e olanları anlatıyorum gülerek, Mütz gayet tepkisiz, kucağında laptop çeviri yapıyor. Pek eğlendin bakıyorum diyor arada bana.

Polis geldi o sırada, Dick denyosu aşağı inmek zorunda kaldı, Bitch'de geri durmadı tabii, bağırış çağırış, tam duyamadım. Bi yarım saat hırgürden sonra yukarı çıktılar, polis de gitti. Adam da elinde bok poşetiyle kalakaldı.

Geçtiğimiz perşembe, emlakçı (apartman yöneticisi) geldi bize, mutfak tezgahı ile ilgili bişeyler vardı onları yaptı, asansörün parasını aldı ve tamir edildiğini söyledi, biraz oturup konuştuk. Anladığım kadarıyla Dick ve Bitch'i o da sevmiyormuş, zaten maddi kriz içindelermiş ve kiralarını hep geciktirdikleri için mal sahibiyle papaz oluyormuş emlakçı. Hatta bi keresinde ev sahibini aramışlar çok gereksiz birşey için, ev sahibi beni bunun için mi rahatsız ediyorsunuz habire, çıkın evimden diye kıyameti koparmış da, emlakçı arayı yumuşatmış. Emlakçı Apartman toplantısı olduğunu söyledi cuma akşamı, Bitch organize etmiş. Bi kıllandım ben.

Cuma günüyse, yemek sipariş vermiştik, yemekleri alırken Dick kapıyı açtı, "Toplantımız var aşağıda" dedi. "Müsait değiliz, katılmayacağız." dedim. Suratı değişti Dick'in.

Cumartesi günü, Mütz'ün doğumgünü olması sebebiyle, Semoke, Jason, Zach ve Linnie bize geldiler. Terasta mangal falan yapalım, hem de Semoke oruçlu, iftar olur ona da diye düşündük. Gelirken Kahve Dünyası'ndan bütün halde frambuazlı cheesecake aldılar (Mütz'ün favorisi), yolu tarif ettim, aşağının kapısını açtım.

Yukarı çıkmalarını beklerken telefonum çaldı. Semoke arıyor.

- Lasombra biz asansörde kaldık canım.

Sesi sakin. Lan kesin dalga geçiyorlar o kadar geyiğini yaptık.

- Hadi lan.
- Hayatım, gerçekten, asansörde kaldık.
- Şaka yapıyorsun. Semoke şaka yaptığını söyle bana!
- Çok ciddiyim ve panik olmaya başlıyorum.
- Olma. Dur. Şaka di mi bu?
- Ya kaç kere söylicem! Lütfen bize yardım et! Birşeyler yap!

İşte burda yazının başına dönmüş olduk.

Beynim dondu. Olduğum yerde çakıldım kaldım. Ulan kullanmıştım ben bugün asansörü. Zach de kullandı, erken gelmişti. Ama Semoke, Jason ve Linnie şu an kalmışlardı.

Bir dakika kadar evin içinde dolandım. Ne yapmalıyım ne yapmalıyım. Mütz ve Zach geldiler noluyor diye. "Bizimkiler" dedim "Asansörde kalmışlar." Mütz'ün suratı değişti.

Yıldırım hızıyla aşağı indim. "Canım?" dedim. Hangi kattalar bulmaya çalışıyorum. Kulağıma da şarkılar geliyor. Bunlar içeride şarkı mı söylüyorlar?

"Burdayız!" diye bağırdı en son Semoke. "Dur" dedim. "İtfaiye çağırıcam".

O sırada bağırış çağırışa yine Dick ve Bitch çıktılar.

- Noluyor?
- Arkadaşlarımız kaldılar.
- Kapının anahtarı vardı bende (sırıtıyor)

O sırada itfaiye de geldi ancak bu sefer pek yardımcı olamadılar. Zaten gelenler de tipsizdi.

Dick ara katta kalmış olan asansörün kapısını anahtarla açtı, tam Semoke çıkacaktı ki, Jason "Dur" dedi. "Abi asansör çalışırsa Son Durak olmayalım?". Şalteri indirdik asansörün. Semoke zaten 45 kilo bir kız, kayıverdi boşluktan, çıktı, kaldıkları kattaki oturan amca yakaladı onu. Jason'daydı sıra, o biraz daha güçlükle çıktı, Linnie çıkarken kötü oldu çünkü suratında öyle bir ifade vardı ki, aslında ifadesiz ama içinden çığlıklar atıyor gibiydi.

Bu sırada olayın trajikomikliğine onlar gülerken, Dick ve Bitch de onlara gülmede eşlik etti. Bitch bana gelip "Toplantıya gelseydiniz öğrenirdiniz, asansörün kullanılmaması kararını almıştık, toplantıya gelmemenin cezası işte bu" dedi ve güldü. Ben de "Hiçbiryere gitmek zorunda değilim, eğer kullanılmayacaksa o halde, normal bir insan şalterini kapatır ya da yazı yazar. Kaldı ki arkadaşlarım bunu bilmek zorunda değiller" dedim.

Yukarı çıktık. Linnie hala olayın şokunda, donmuş bir biçimde içeri girdi ve biz "ay canıım" , "ay geçmiş olsuun", "abi o kadar geyiğini yapmıştık olur mu böyle bişey yaaa", "itfaiyeciler kötüydü hayalkırıklığı yaşadım" gibi şeyler söylerken halen kapıda dikiliyordu. Yanına gittim "Linnie'ciğim? iyi misin? su vereyim sana?" diye sordum ve ağzından çıkan tek şey "Ayaklarımı yıkicam.." oldu. Biz de kayışlar iyice kopmuştu.

Gece boyunca bunun yine geyiğini yaptık.
Bu da taşınmamızın hikayesidir işte.

4 insan "Şşt sakin ol, sinirlerine hakim ol" dedi.:

weba dedi ki...

Benim gibi asansör fobisi olan biri gerim gerim gerilerek okuduğu bir yazıdır efenim bu.
Söylemek istedim.
(:


Hayırlı olsun bu arada yeni eviniz.
(:

acı mutluluktur dedi ki...

çok akıcıydı hemencecik okudum :D
bitch ve dick'e uyuz olmakla beraber senın onlara laf sokusunu gördukce daha da eglendim resmen :D

Baal Adramelech Jehoel Sifaus S'arrus dedi ki...

oha

inatçı hardal dedi ki...

Ay hayırlı olsun cidden, arayamadım koşuşturuyodum da işlerim hafifledi haftasonu arayacağım heheh :D
bi de bi önceki evinize geldiğimde "asansör yok yiee kaçıncı kat?" diye sızlanmıştım aklıma geldi de, olur da gelirsem asansöre binmeden koşarak çıkıcam merdivenleri tamir etmemişse apartmandakiler :D