9 Mart 2011 Çarşamba

Merhaba.

Merhaba. Ben Lasombra.
- (Merhaba Lasombra)

Tam 1 yıl 1 ay 6 gündür blog yazmıyorum.
(Alkışlar, şaşırma ifadeleri)


Vay canına. Ne kadar uzun bi zaman olmuş. Bu zaman içerisinde başıma bir sürü şey geldi, hayatım belki de tamamen değişti.. Paylaşamadım bunları, en kötüsüyse internetten soğudum ya. Ama yine de takip ettim sizi,

Pekala.. Neler oldu mesela kısaca özetliym.

Ne olmuştu, okulum vardı buraya başladığımda mutsuz olduğum ama kendimi mutlu olduğuma ikna etmeye çalıştığım hastalıklı bi ilişkim vardı, ailemle yaşıyordum, dostum dediklerim vardı hayatımı paylaştığım. Şimdi çok garip ki, hepsi bi şekilde ya gitmiş, ya da yerine başka şeyler gelmiş.

Bıraktığım yerden başliym o zaman..

Okul bitti, dost dediklerimle teker teker koptum.. Djarum.. Bliss.. gittiler.

İşe başladım, hızlı giriş oldu burada da paylaştım, blogu kapatmamın sebebi iş yerinden birinin bulmuş olması ve bu konuyu (biseksüel oluşumu) iş ortamında söyleyebilecek biri olmasıydı. Gizli kalmaya çalışan bi bloggersanız eğer blogumu acaba kim okuyor diye paranoyak olursunuz. İnsanlar başkalarıyla paylaşabilmek için buraya yazıyorlar, internete, yani herkesin erişimi olan bir bölgeye, ama öte yandan herkesin görebileceği bu yere yazdıklarımızı tanıdığımız insanlar bulacak diye kafayı yiyoruz. heh.

Mütz ile tanıştım. Ona bu lakabı vericem. Yavaş giriş yaptı hayatıma. Sinsice. Ben girdim daha doğrusu sinsice. İlgimi çekti. Şu an bir senedir birlikteyiz. Hatta şu an yanımda, çamaşır asıyor, ben bunları yazıyorum yardım etmem gerekirken :)

Hmm.. hatırlamaya çalışıyorum..

Birlikte yaşamalıyız dedik. Ev aramaya başladık. Aylarca ev aradık. Kredi çektik. Bir sürü ev gezdik. Ev bulamadık, kredi taksitlerini ödemeye başlamıştık bile. İnsanların ne kadar berbat ve üçkağıtçı olduğu gerçeği resmen yüzüme çarptı. Fiyatı tuzlu olan berbat evler, fiyatı güzel olup berbat bir mahallede olan güzel evler, dolandırıcı emlakçılar, pislik emlakçılar, sapık emlakçılar, evleri gösteren sapık kapıcılar.. Bi çok şeyle karşılaştık (yazar burada aslında emlakçıların aşağılıklarını anlatmaya çalışıyor ama konuyu saptırdı). Bir emlakçıyla burun buruna gelip kavga ettim, fena dayak yiyordum zor kurtuldum. Günlerce plan yaptım camını çerçevesini indiricem diye. Sonra geçti. Biz de başka evlere geçtik.

Hele bi ev vardı off. Dubleks, inanılmaz güzel, ama çok yokuştu. Topuklu giymeyi çok seven Mütz "Ben burada bacağımı kırarım, bu yokuşu her gün nasıl inip çıkıcaz" dedi, zaten mahalle, sandalyesini kapının önüne atıp gelenin geçenin kıçına bakan esnaf amca topluluğuydu, vazgeçtik bu sevdadan.

Başka bir ev ise, mükemmel ötesiydi. Yine dubleks, kocaman. Ama Anadolu yakasının "Sulukule"sindeydi, arabayla gittiğimizde "Konser mi var?Bu ses ne ya?" dememe sebep olan şeyin tam apartman kapısının önünde olan bir çingene düğünü olduğunu farkettiğimde, eğer Mütz o an göbeğime düşen çenemin bulunduğu suratı fotoğraflasaydı ve ben buraya koysaydım eminim çok eğlenirdiniz.

Kapının önünde bir düğün. Mütz hayatta kabul etmez. Gerçi benim de etmemem gerekir ama eve bayılmıştım.. Çingene teyzeler, sandalye çekmişler kapının önüne, ellerinde çekirdek, çitletiyolar. Esas kız ve esas oğlan ise ortada dansediyor. Desibeli yüksek, Serdar Ortaç bangırdıyor her tarafta. Emlakçı hafif sırıtarak "Burada hiç sıkılmazsınız aslında" diyor. Ben suratımı asıyorum.

Üsküdar'da arıyorduk evi. Fakat bir gün, aynı yerde çalıştığımız arkadaşımız Curly, "Oha, ya, benim evim var. Kiracılarım çıkalı aylar oluyor. Bi görsenize?" dedi. Gidip gördük, evi beğendik, tuttuk, aileme zaten aylardır söylüyordum. Neticede paramı kazanıyordum artık, uzaktı bulunduğum yer her tarafa, günde 3 saat yol çekiyordum, çok erken kalkıyordum tak etmişti canıma. Ailem anlayış gösterdi.

Bi haftasonu koltuk siparişi verdik. Sonraki haftasonu eve gidip baştan aşağı pırıl pırıl temizledik. 2+1 şirin küçük bir yer. Koltuklarımız geldi. O gece evde kaldık ilk defa. Eşya olarak sadece koltuk ve süslenmiş ışıl ışıl çam ağacı vardı. Büyüleyiciydi.

Eşyalarımızı tamamladık, buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, ütü, fırın, tost makinesi, masa, sandalyeler, sehpa, halı derken yerleştik. 3 ay oldu :) Aslında oldu olmasına ama babam hala iki günde bir telefon açıp garip garip şeyler söylüyor. "Kızım, napıyosunuz? Kaloriferiniz yanıyor mu? Yanmıyorsa al Mütz'ü bize gel hadi bizde kalın." , "Kızım, nasılsın? Nerdesin, niye gelmiyorsun evine?" "E baba evdeyim ben şimdi" "Hayır kendi evine niye gelmiyorsun orası evin değil :( sevmiyor musun beni?" gibi şeyler. Sanırım arkadaşımda kalıyorum, ya da tatildeyim gibi hissediyor. Bir gün geri geleceğime inancı tam 3 ay olmasına rağmen..

Neyse, ekim gibi ehliyetimi falan da aldım. Bunu niye ekledim bilmiyorum bu da bi değişiklik.

Neyse ya,

Ben neden tekrar yazmaya başladım..

Dün metrobüste gelirken, adamın tekinin telefonu çaldı, efendim dedi, telefondakini bi süre dinledi sonra da telefondakine sadece gülümseyerek "Bi de çay koy.." dedi.

Bi de çay koy.

Süper ya. O kadar büyük bi huzurla söyledi ki bunu, düşünmeye başladım. Nasıl bi hayatı var bu insanın, neler yaşadı o gün, hayatın anlamını nasıl çayda bulabiliyor, yoksa bu bi şifre mi acaba diye..

Bunları düşünürken uzunca bir süre yazma açlığımı ve özlemimi bastırdığımı düşündüm.. Bi de çay koy.. Niye koymayayım dedim.. Bütün günlük stresim, yorgunluğum uçtu gitti, sadece eve, Mütz'e gidip bi çay koyup battaniye altında sarılıp, gülüp, konuşup, azıcık da sırnaşmayı düşünüp mutlu oldum.. Yazasım geldi. Özledim napiym sizi..

Eve geldiğimde tabii, araya başka şeyler girdi, yani bu yazıyı dün yazmış olsaydım vallahi süper bi geri dönüş yazısı olucaktı ya. Bi de Mütz'ün laptopunda yazıyorum. Ben masaüstü insanıyım, laptop kullanırken özürlü gibi hissediyorum kendimi. Laptopla falan daha böyle içli dışlısın tamam da.. Ne biliym.. Masaüstünün samimiyeti yok bence laptopta..

1 senede hayatım çok değişti.. çevrem çok değişti.. şartlarım çok değişti.. evim, işim, değişti..

Ama ben değişmedim.. siz değişmediniz...

Çok ayakta bıraktım sizi.. bi oturun bence siz kırmızı seksi koltuklarımıza, ben gidip size bi de çay koyayım.. oh.. mis....

7 yorum:

inatçı hardal dedi ki...

Nası sevindim var ya dfgklj velkam bek beybi!

Sed dedi ki...

Lasombra geri dönmüş.
Cidden çooook sevindim !
Eskisi gibi süpersonik yazılarını sabırsızlıkla bekleyeceğim efenim.!

(:

shaglaa dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
tyler dördın dedi ki...

Seni o kadar cok seviyorum ki anlatamam lan. Of. Cok duygulandim nedense. Allahalla. Noluyo lan bana.
uhu uhu...

Dilcun D. dedi ki...

Oh be. Hoşgeldin tekrar :)

Ophelia dedi ki...

Nasıl bir huzur lan o. Bi de çay koy.
Ayrıca, o kadar güzel olmuş ki tekrar yazman, anlatamam. Lasombra ismini gördüğüm anda koşarak açtım, bi hevesle okudum resmen. Keşke hep yazsan, hep burada olsan.
Mutlu olursun umarım. Ve, yazarken yine içinde hissettirebiliyor, o kadına sövdürebiliyor, ev arayışlarını kahkahalarla okutturabiliyorsun. ^^

voodoo girl dedi ki...

hoşgeldin =)